üzeri
TR
ser
Agahî
üzerinde
›
üzerine koymak
›
üzerinde durmak
›
üzerine konulmak
›
üzerine koyma
›
üzerine dökmek
›
üzerine saldırmak
›
üzerinde et dövülen kütük
›
üzeri düz olan büyük ve geniş taş
›
üstesinden gelmek
›
ayaküzeri
›
üzerinde sadece entari (gece entarisi) bulunan kişî
›
üzerinde hayvanlara tuz yedirilen düz, büyük ve geniş taş
›
üzerine bağlanan yükü, çekilmek suretiyle taşımakta kullanılan sırık
›
üzerine pestil bulamacı sürülerek pestil yapımı için kullanılan bez parçası
›
benzemek
›
etkilemek
›
üst
›
ağzını aramak
›
baskın vermek
›
delice sevmek
›
sıyrılmak (deri vb. için)
›
üstlenmek
›
başarmak
›
kazanmak
›
sıyırmak
›
yenmek
›
aşırı harcamak (mecazi)
›
aleyhinde şahitlik yapmak
›
sıkıştırmak
›
çağrıştırmak
›
üstüne düşmek
›
üstüne dökmek
›
soymak-III (birinin parasını vb. zorla almak)
›
kapak
›
katmak
›
taşmak
›
alışmak
›
anlamak
›
hakkında
›
baskın yapmak
›
boynunda kalmak
›