ağız-II (ilk süt)
TR
mayî
| goc
Agahî
ağız
›
ağızlık
›
ağızdan (sözlü olarak)
›
ağızlıkçı
›
ağırına gitmek
›
ağırlık ölçüleri
›
ağırbaşlılık
›
ağırcanlılık
›
ağırlık
›
ağırdan almak
›
ağırlamak
›
ağırlaşmak
›
ağırlama giderleri
›
ağıtçı
›
ağırlaştırmak
›
ağınmak
›
ağırlama
›
ağız birliği
›
ağırbaşlı
›
ağırcanlı
›
ağırlaşma
›
ağız birliği etmek
›
ağır hasta
›
ağır olmak
›
ağırlaştırma
›
ağınma
›
ağır gelmek
›
ağır sıklet
›
ağız kapalı olarak ses çıkarma
›
ağır işitmek
›
ağız eğmemek
›
ağır iş
›
ağız dalaşında bulunmak
›
ağır söz
›
ağır yük
›
ağız kavgası yapmak
›
ağır uyku
›
ağıl
›
ağıt
›
ağır vasıta ehliyeti
›
ağız dolusu [birçok]
›
ağır gelme
›
ağır hasta olmak
›
ağız şapırdaması
›
ağız dalaşında bulunma
›
ağız münakaşası yapmak
›
ağır duymak
›
ağır kaçmak
›
ağır sanayi
›
ağır vasıta
›
ağıt yakmak
›
ağız dalaşı
›
ağır kayba uğramak
›
ağız kavgası yapma
›
ağız kavgası
›
ağır endüstri
›
ağır metaller
›
ağız münakaşası yapma
›
ağır para cezası
›
ağır ağır
›