çok
TR
zaf; bol; zîyade
| gelek
| xeylê
| vêşî
| keşe
Agahî
sıfat
· zarf
birçok
›
çok az
›
çoğalmak
›
çoğaltmak
›
çok ucuz
›
çok acıma
›
çok fazla
›
çokgen
›
çoktan
›
en çok
›
çok acımak
›
çok uluslu
›
çok gecikme
›
çok konuşan
›
çok konuşma
›
çok gecikmek
›
çok konuşmak
›
çok yakışmak
›
ağız dolusu [birçok]
›
artmak
›
çılgın
›
dolgun
›
yaklaşık olarak
›
çok büyük kazan
›
çok ince bulgur
›
ağır hasta olmak
›
çok maksatlı araç
›
artırmak
›
bambaşka
›
çılgınca
›
takriben
›
yaklaşık
›
çok yaşlı olan koç
›
olağanüstü
›
çok eskimiş ayakkabı
›
aşağı yukarı
›
ballandırmak
›
delice sevmek
›
ateş püskürmek
›
yürek paralamak
›
çok kötü koşullar (mecazi)
›
çok kötü koşullarda (mecazi)
›
çok ve sürekli yalan söyleyen
›
çok sıcak olan (yemek, içecek vb.)
›
çok sıcak olmak (yemek, içecek vb. için)
›
epey
›
hayli
›
apayrı
›
bayağı
›
baş döndürücü (mecazi)
›
çok geniş olup üzerinde yemek yemek için de kullanılan bakır sini
›