Dizin · Zazaca kelimeler
Zazaca kelime dizini — S
S harfiyle başlayan 3531 kelime · Sayfa 9/9
su
- suhur sahur
- suiksûke çarşı
- suingsung mantar (şapkalı mantar)
- suirbinsûrbine çıban, apse
- suirçsûrex kızıl
- suirguilsûrgule yabangülü
- suirincsurince kızamık
- suirinc vetenesurince vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- sujîsuzî 1) romatizma 2) sızı
- sujriksucirik ayranın kaynatılmasıyla oluşan çökelek(leşme)
- suksûke çarşı
- sûksûke çarşı
- sukesûke çarşı
- sûke çarşı
- sukisûke çarşı
- sûkisûke çarşı
- sukrsikre bent (suyu biriktirmek için önüne yapılan set), set, büğet
- sukrauskura tas
- Sukre Sucre
- sulahîsurehî sürahi
- sulalasulale soy sop
- sulale soy sop
- sulandsilond gübrelik
- sulasinsolesen küçükbaş ve büyükbaş hayvanlara topluca tuz yedirilen yer
- sulesilo gübrelik, çöplük
- sulehîsurehî sürahi
- sulisilo gübrelik, çöplük
- sulimisilime 1) basamak 2) ağaç veya tahtadan yapılmış merdiven
- sulqbersuxber eşik
- sulqberzifqêre eşik
- sulumisilime 1) basamak 2) ağaç veya tahtadan yapılmış merdiven
- sumbelîyesimore sincap
- sumbuelisimore sincap
- sumen sümen
- sumenê îmza imza sümeni
- sumersimer saman
- sumerinisimerine samanlık
- sûmîlaşûmîla boyunduruk çubuklarını birbirine bağlayan ip
- sumîrsimîrî 1) çok ince bulgur 2) ince bulgurdan yapılan bir yemek 3) darıdan yapılan bir çeşit çorba veya tatlı 4) yar...
- sumoresimore sincap
- sunbuelesimore sincap
- sûncisancî sancı
- sûnçisancî sancı
- sûnci kerdenesancî kerdene sancı vermek, sancımak
- sûnçi kerdenesancî kerdene sancı vermek, sancımak
- suncoqisucuxe 1) sucuk (kıyma ve baharattan yapılan) 2) sucuk (bandırma)
- suncûqesucuxe 1) sucuk (kıyma ve baharattan yapılan) 2) sucuk (bandırma)
- suncuqisucuxe 1) sucuk (kıyma ve baharattan yapılan) 2) sucuk (bandırma)
- sûndsond ant, yemin
- sûn deşan de akşamleyin
- sundiqsindoqe sandık
- sûndiqsindoqe sandık
- sûne bîyayenesane bîyene bilenmek
- sûne kerdenesane kerdene bilemek
- sunet sünnet
- sunetbîyaya sünnetli
- sunetbîyaye sünnetli
- sunetbîyayîye sünnetli
- sunet bîyene sünnet edilmek, sünnet olmak
- sunetçî sünnetçi
- sunetçîyêsunetçîyî sünnetçilik
- sunetçîyênî sünnetçilik
- sunetçîyeysunetçîyîye sünnetçilik
- sunetçîyî sünnetçilik
- sunetçîyîye sünnetçilik
- sunetkerda sünnetli
- sunetkerde sünnetli
- sunet kerdene sünnet etmek
- sunetkerdîye sünnetli
- sunetkerdox sünnetçi
- sunetkerdoxêsunetkerdoxî sünnetçilik
- sunetkerdoxeysunetkerdoxîye sünnetçilik
- sunetkerdoxî sünnetçilik
- sunetkerdoxîye sünnetçilik
- sunetnêbîyaya sünnetsiz
- sunetnêbîyaye sünnetsiz
- sunetnêbîyayîye sünnetsiz
- sunetnêkerda sünnetsiz
- sunetnêkerde sünnetsiz
- sunetnêkerdîye sünnetsiz
- sung mantar (şapkalı mantar)
- sûngsung mantar (şapkalı mantar)
- sunger sünger
- sunisane bileğitaşı
- sunî Sünni
- sûn-Işan akşam
- sûnisane bileğitaşı
- sûn-IIsond ant, yemin
- sûniksanike masal
- sûnikesanike masal
- sunîrşûmîla boyunduruk çubuklarını birbirine bağlayan ip
- sunîtî Sünnilik
- sunîtîye Sünnilik
- sunix (mecazi) yoksul, fakir
- sunîyêsunîyî Sünnilik
- sunîyênî Sünnilik
- sunîyeysunîyîye Sünnilik
- sunîyî Sünnilik
- sunîyîye Sünnilik
- sunnetsunet sünnet
- sunnet bîyenesunet bîyene sünnet edilmek, sünnet olmak
- sunnetçîsunetçî sünnetçi
- sunnet kerdenesunet kerdene sünnet etmek
- sunnetkerdoxsunetkerdox sünnetçi
- sunnîsunî Sünni
- sunnîyeysunîyîye Sünnilik
- sunnîyîsunîyî Sünnilik
- sunnîyîyesunîyîye Sünnilik
- sûntalisûntuwala kurutulmuş elma
- sûntîmsantîmetre santimetre, santim
- sûntuwala kurutulmuş elma
- sunzîyersimzêre alıç ağacı
- sûnzîyersimzêre alıç ağacı
- supesipî beyaz, ak
- suqbesuxber eşik
- suqbersuxber eşik
- suquling turna
- sursûr 1) kırmızı, al 2) çok sıcak olan (yemek, içecek vb.), kızgın
- sûr 1) kırmızı, al 2) çok sıcak olan (yemek, içecek vb.), kızgın
- surahîsurehî sürahi
- suratesurote yanak
- suravêliksûravêlk flamingo, flaman kuşu
- sûravêlk flamingo, flaman kuşu
- sûrawe allık (al boya)
- suraxsûrex kızıl
- surayîsurehî sürahi
- surbeleksûrbelek alaca (kırmızı-beyaz renkli)
- sûrbelek alaca (kırmızı-beyaz renkli)
- sûrbine çıban, apse
- surbinisûrbine çıban, apse
- surbîyayasûrbîyaya kızgın
- sûrbîyaya kızgın
- sûrbîyaya bîyene kızgın olmak
- surbîyayesûrbîyaye kızgın
- sûrbîyaye kızgın
- sûrbîyaye bîyene kızgın olmak
- sur bîyayenesûr bîyene 1) kırmızılaşmak, kızarmak, allaşmak 2) çok sıcak olmak (yemek, içecek vb. için), ısısı fazla olmak, kızgın olmak
- surbîyayisûrbîyaye kızgın
- surbîyayîyesûrbîyayîye kızgın
- sûrbîyayîye kızgın
- sûrbîyayîye bîyene kızgın olmak
- sur bîyenesûr bîyene 1) kırmızılaşmak, kızarmak, allaşmak 2) çok sıcak olmak (yemek, içecek vb. için), ısısı fazla olmak, kızgın olmak
- sûr bîyene 1) kırmızılaşmak, kızarmak, allaşmak 2) çok sıcak olmak (yemek, içecek vb. için), ısısı fazla olmak, kızgın olmak
- surbunisûrbine çıban, apse
- sûrçsûrex kızıl
- surdimsûrdim bir balık çeşidi
- sûrdim bir balık çeşidi
- sure bir balık çeşidi
- surehî sürahi
- sureksûrek bir çeşit darı
- sûrek bir çeşit darı
- surekî zh kızamık
- surekî vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- sûretesurote yanak
- suret-I hız, sürat
- suret-II biçim, şekil
- sureto ekstrem aşırı hız, aşırı sürat
- sureto esxerî asgari hız, asgari sürat
- sureto ezamî azami hız, azami sürat
- sureto hedravîyarte aşırı hız, aşırı sürat
- surexsûrex kızıl
- sûrex kızıl
- surgêçsuzgeç süzgeç, süzek, süzgü; filtre
- surgî sürgü-kilit (sürgülü kapılarda)
- surginsurgun sürgün
- surgin bîyayenesurgun bîyene sürgün edilmek
- surgin kerdenesurgun kerdene sürgün etmek
- surgulsûrgule yabangülü
- sûrgulsûrgule yabangülü
- sûrgule yabangülü
- surgulêrsûrgulêre kuşburnu ağacı, yabangülü ağacı
- sûrgulêre kuşburnu ağacı, yabangülü ağacı
- surgulisûrgule yabangülü
- sûrguliksûrgule yabangülü
- surgulyersûrgulêre kuşburnu ağacı, yabangülü ağacı
- surgumsurgun sürgün
- surgum bîyayînesurgun bîyene sürgün edilmek
- surgum kerdenesurgun kerdene sürgün etmek
- surgun sürgün
- surgun bîyene sürgün edilmek
- surgun kerdene sürgün etmek
- surîsûrî bir üzüm çeşidi
- sûrî bir üzüm çeşidi
- surijsurince kızamık
- surij vetenesurince vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- surik bızır, klitoris
- surikîyayene kaymak
- surikîyayîş kayma
- suriknayene kaydırmak
- suriknayîş kaydırma
- Surînam Surinam
- surincsurince kızamık
- surince kızamık
- sûrincesurince kızamık
- surince vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- surincisurince kızamık
- sûrincisurince kızamık
- surinci vetenesurince vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- sûrinci vetenesurince vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- surinc vetenesurince vetene kızamığa yakalanmak, kızamık geçirmek
- suritme büyük sıyırga
- surîye sürü
- surîye-Isûrîye-I kırmızılık, allık
- sûrîye-I kırmızılık, allık
- sûrîye-II Suriye
- surkerdasûrkerda kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan (et vb. için), kızartma (et vb. için)
- sûrkerda kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan (et vb. için), kızartma (et vb. için)
- surkerdesûrkerde kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan (et vb. için), kızartma (et vb. için)
- sûrkerde kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan (et vb. için), kızartma (et vb. için)
- sur kerdenesûr kerdene 1) kırmızılaştırmak 2) kavurmak, kızartmak (et vb. için)
- sûr kerdene 1) kırmızılaştırmak 2) kavurmak, kızartmak (et vb. için)
- surkerdisûrkerde kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan (et vb. için), kızartma (et vb. için)
- surkerdişsûrkerdiş kavurma, kızartma (et vb. için)
- sûrkerdiş kavurma, kızartma (et vb. için)
- surkerdîyesûrkerdîye kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan(et vb. için), kızartma (et vb. için)
- sûrkerdîye kavrulmuş olan (et vb. için), kızartılmış olan(et vb. için), kızartma (et vb. için)
- surme sürgü (silah sürgüsü)
- surmelî sürmeli
- surmisurme sürgü (silah sürgüsü)
- sûrnisifirne saçak
- surot surat, yüz, didar
- surote yanak
- surrealîst gerçeküstücü, sürrealist
- surrealîte gerçeküstü, sürrealite
- sursuriksursuruk anüs çıkıntısı
- sursuruk anüs çıkıntısı
- surtmesuritme büyük sıyırga
- sur û sipîsûr û sipî 1) kırmızı ve beyaz 2) alaca (kırmızı-beyaz renkli)
- sûr û sipî 1) kırmızı ve beyaz 2) alaca (kırmızı-beyaz renkli)
- surveyan sürveyan
- sus güve
- sûs meyankökü, meyan
- suseşuşe 1) şişe 2) bardak
- susey çayşuşeyê çay çay bardağı
- sus-IIsûs meyankökü, meyan
- sûsik meyankökü, meyan
- susiknayasûsiknaya süslü
- sûsiknaya süslü
- susiknayesûsiknaye süslü
- sûsiknaye süslü
- susiknayîsûsiknayîye süslü
- sûsiknayîsûsiknayîye süslü
- susiknayîyesûsiknayîye süslü
- sûsiknayîye süslü
- susî werdene güve yemek (güvenin yemesi)
- sus kewtene … güve yemek (güvenin yemesi)
- sutsûtal avare, aylak, serseri, ayaktakımı, lümpen, parya
- sutalsûtal avare, aylak, serseri, ayaktakımı, lümpen, parya
- sûtal avare, aylak, serseri, ayaktakımı, lümpen, parya
- sûtalbîyayîş avareleşme
- sûtal bîyene avareleşmek
- sutalesûtal avare, aylak, serseri, ayaktakımı, lümpen, parya
- sutalêsûtalî avarelik, aylaklık, serserilik
- sûtalêsûtalî avarelik, aylaklık, serserilik
- sutaleysûtalîye avarelik, aylaklık, serserilik
- sûtaleysûtalîye avarelik, aylaklık, serserilik
- sûtalî avarelik, aylaklık, serserilik
- sûtalî kerdene aylaklık etmek
- sûtalîkerdiş aylaklık etme
- sûtalîye avarelik, aylaklık, serserilik
- sûtal kerdene avareleştirmek
- sûtalkerdiş avareleştirme
- suterîsoterî maskara, soytarı
- sûterîsoterî maskara, soytarı
- sutîyenî zh sutyen
- sutyenîsutîyenî zh sutyen
- suubsub grip
- suudsiûd şans, talih
- suursuhur sahur
- Suva Suva
- suwasoba soba
- suwal-Isole tuz
- suwalinsolin tuzlu
- suwal kerdenesual kerdene sormak, sual etmek
- suwar atlı, süvari
- suwarbeyîşsuwarbîyayîş 1) binme 2) dama, satranç vb. oyunlarda rakibin taşını ütebilecek durumda olma
- suwarbîyayîş 1) binme 2) dama, satranç vb. oyunlarda rakibin taşını ütebilecek durumda olma
- suwar bîyene binmek
- suwarî atlı, süvari
- suwarkar cokey
- suwarkarî cokeylik
- suwarkarîye cokeylik
- suwar kerdene bindirmek
- suwarkerdiş bindirme
- suwarnisifirne saçak
- sûwaxsiwax sıva
- suwesiwe buğday kabuğu
- suwelsole tuz
- suwel bîyayînesole bîyene tuzlanmak
- suwelbîyayîşsolebîyayîş tuzlanma
- suwelinsolin tuzlu
- suwelinêsolinî tuzluluk
- suwelinêsolinîye tuzluluk
- suwel kerdenesole kerdene tuzlamak (tuza yatırmak ya da üstüne tuz serpmek)
- suwendsond ant, yemin
- suwernisifirne saçak
- suxber eşik
- suxre angarya
- suxrekêş angaryacı
- suxrekêşîye angaryacılık
- suxrisuxre angarya
- suxta öğrenci, talebe
- suxte öğrenci, talebe
- suxteyîye öğrencilik, talebelik
- suyarbîyayîşsuwarbîyayîş 1) binme 2) dama, satranç vb. oyunlarda rakibin taşını ütebilecek durumda olma
- suyar bîyenesuwar bîyene binmek
- suyarîsuwarî atlı, süvari
- suyaxsiwax sıva
- suyê ... ameyenesûyê ... ameyene kızmak (öfkelenmek, sinirlenmek), asabileşmek
- sûyê ... ameyene kızmak (öfkelenmek, sinirlenmek), asabileşmek
- suyê ... ameyîşsûyê ... ameyîş kızma (öfkelenme, sinirlenme), asabileşme
- sûyê ... ameyîş kızma (öfkelenme, sinirlenme), asabileşme
- suyê ... ardenesûyê ... ardene kızdırmak, sinirlendirmek
- sûyê ... ardene kızdırmak, sinirlendirmek
- suyê ... ardişsûyê ... ardiş kızdırma
- sûyê ... ardiş kızdırma
- Sûyê Vewrike yeno Vewrike sinirleniyor.
- suyê xo ardenesûyê xo ardene kızmak (öfkelenmek, sinirlenmek), asabileşmek
- sûyê xo ardene kızmak (öfkelenmek, sinirlenmek), asabileşmek
- suyêxoardişsûyêxoardiş kızma (öfkelenme, sinirlenme), asabileşme
- sûyêxoardiş kızma (öfkelenme, sinirlenme), asabileşme
- suzdesecade seccade, namazlık
- suzgeç süzgeç, süzek, süzgü; filtre
- suzgêçsuzgeç süzgeç, süzek, süzgü; filtre
- suzî 1) romatizma 2) sızı