Dizin · Zazaca kelimeler
Zazaca kelime dizini — K
K harfiyle başlayan 4006 kelime · Sayfa 1/11
ka
- ka hele
- kabkabe aşık (aşık kemiği)
- kabakabe aşık (aşık kemiği)
- kabe aşık (aşık kemiği)
- kabekay aşık kemiği oyunu
- kabe şakameyîş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabe şakkewtiş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabe şakomeyîşkabe şakameyîş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabe şakûmeyîşkabe şakameyîş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabê ... şakûmeyîşkabeyê ... şakameyîş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabe şakweriştiş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabe şekhameyîşkabe şakameyîş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabe şekkotişkabe şakkewtiş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- kabe şekwarîştişkabe şakweriştiş aşık kemiğinin ön veya arka tarafı üzerinde dikey biçimde durması
- Ka bê tîya Hele buraya gel.
- kabeykabeyî zh aşık kemiği oyunu
- kabeyê ... şakameyîş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabeyê ... şakkewtiş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabeyê ... şakweriştiş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabeyê ... şekkotişkabeyê ... şakkewtiş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabeyê ... şekwarîştişkabeyê ... şakweriştiş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabeyî zh aşık kemiği oyunu
- kabey ... şakomeyîşkabeyê ... şakameyîş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabey ... şekhameyîşkabeyê ... şakameyîş şansı yaver gitme (deyim), şanslı olma, talihi yaver gitme
- kabîn kabin
- kabîne bakanlar kurulu, icra vekilleri heyeti
- kabînê weşî yê şaredarî/beledîya belediye sağlık kabini
- kablik cüce
- kablikî cücelik
- Kabul Kabil
- kabûnîkebanî ev işlerinden sorumlu kadın
- kacekaje çam
- kacêrekajêre çam ağacı
- kadastro kadastro
- kadraj kadraj
- kadro kadro
- kadroyo norm norm kadro
- kaf mağara
- kafekefe aya
- kafe û kitabxane cafe ve kütüphane
- kafî kâfi, kifayetli, yeter, yeterli
- kafî bîyayenekafî bîyene yetmek, yeterli olmak
- kafîbîyayîş yetme, yeterli olma
- kafî bîyene yetmek, yeterli olmak
- kafik küçük mağara
- kafir kâfir, dinsiz
- kafirbabkafirbav (babası kafir olan) kâfir çocuğu
- kafirbav (babası kafir olan) kâfir çocuğu
- kafirbîyayîş kâfirlşme, dinsizleşme
- kafir bîyene kâfirlşmek, dinsizleşmek
- kafirêkafirî dinsizlik, kâfirlik
- kafirênkafirênî dinsizlik, kâfirlik
- kafirênî dinsizlik, kâfirlik
- kafireykafirîye dinsizlik, kâfirlik
- kafirî dinsizlik, kâfirlik
- kafirîye dinsizlik, kâfirlik
- kafirkî kâfirce
- kafîyeykafîyîye kifayet, yeterlilik, yeterlik
- kafîyîye kifayet, yeterlilik, yeterlik
- kahankan eski; arkaik
- kahankehen eski, arkaik
- kaharkarî bir-iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- kahrîkarî bir-iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- kahrîpese iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- kaînat âlem, cihan, kâinat, evren, kozmos
- kaînatşumûl âlemşümul, cihanşümul, evrensel, üniversal
- kaînatşumûlî âlemşümullük, cihanşümullük, evrensellik
- kaînatşumûlîye âlemşümullük, cihanşümullük, evrensellik
- kaje çam
- kajê marî kav (yılan gömleği, yılan derisi)
- kajêre çam ağacı
- kajînkamcîn hangi, hangisi
- Kajîn fekê mi ra gêra la mi nêva Kajîn ağzımı aradı ama söylemedim.
- kaj’ mar’kajê marî kav (yılan gömleği, yılan derisi)
- kakakeka şeker (çocuk dilinde)
- kakao hintbademi, kakao
- kakatkakate baş, kafa
- kakate baş, kafa
- kakatikakate baş, kafa
- kakazkekej kekeme, keke, kekeç
- kakazîyekekejîye kekemelik, kekelik
- kakilkaykil oyuncak
- kakila atome atom çekirdeği
- kakila goze çiğe
- kakile 1) sert kabuğuyla birlikte ceviz 2) bütün halindeki ceviz içi
- kakuççakuç çekiç
- kakutkakate baş, kafa
- kalan tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklama işi
- kalanî kın
- kalanî kerdenekalan kerdene tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklamak
- kalanîkerdişkalankerdiş tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklama
- kalan kerdene tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklamak
- kalankerdiş tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklama
- kalaşnîkof bir tüfek çeşidi
- kalayene melemek (koyun ve keçi için)
- kalayîş meleme (koyun ve keçi için)
- kalbestanqebrîstan mezarlık
- kalburkerab nadas
- Kaledonyaya Newîye Yeni Kaledonya
- kalê gaxanî 1) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral bir eğlence oyunu 2) Rumi ...
- kaleke 1) böğür (boş böğür) 2) yan
- kalek-Ikal-I 1) yaşlı, ihtiyar 2) dede, büyükbaba 3) ata 4) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan ge...
- kalek-Ikalik 1) dede, büyükbaba 2) ata 3) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral ...
- kalek-Ikalo dede (hitap hali)
- kalekikaleke 1) böğür (boş böğür) 2) yan
- kalek-IIkaleke 1) böğür (boş böğür) 2) yan
- kalek kay kerdenekal kay kerdene Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında geleneksel, teatral “koseyî”/“kalo” oyunu oynamak
- kalenîkalanî kın
- kalênî yaşlılık, ihtiyarlık
- kal-fatikekalûfatike Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral bir eğlence oyunu
- kal’ gaxûn’kalê gaxanî 1) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral bir eğlence oyunu 2) Rumi ...
- kal-I 1) yaşlı, ihtiyar 2) dede, büyükbaba 3) ata 4) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan ge...
- kalîkalîye 1) yaşlılık, ihtiyarlık 2) dedelik
- kalîbraj kalibraj
- kalîbre kalibre
- kaliçkalik 1) dede, büyükbaba 2) ata 3) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral ...
- kal-II ham, olmamış, diri
- kalik 1) dede, büyükbaba 2) ata 3) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral ...
- kalikîye dedelik
- kalik û pîrik ata(lar), ecdat
- kalîtatîf nitel
- kalîte nitelik
- kalîye 1) yaşlılık, ihtiyarlık 2) dedelik
- kal kay kerdene Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında geleneksel, teatral “koseyî”/“kalo” oyunu oynamak
- Kalkolîtîk Bakır Çağı, Bakır Devri (M. Ö. 5500-3300)
- kalme kılıç
- kal mendene diri kalmak
- kalmikalme kılıç
- kalnîkalanî kın
- kalo dede (hitap hali)
- kalo kay kerdenekal kay kerdene Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında geleneksel, teatral “koseyî”/“kalo” oyunu oynamak
- kalolîkaryola karyola
- kalonkalan tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklama işi
- kalonîkalanî kın
- kalon kerdenikalan kerdene tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklamak
- kalorîfer kalorifer
- kalorîferkar kaloriferci
- kalorîfero elektrîkin elektrikli kalorifer
- kalorîfersaz kaloriferci
- kalorîmetre ısıölçer, kalorimetre
- kalorîmetrî ısı ölçümü, kalorimetri
- kaluelikaryola karyola
- kalûfatike Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında oynanan geleneksel, teatral bir eğlence oyunu
- kalulekaryola karyola
- kalû-malkel-mel eşya
- kalûn kerdenekalan kerdene tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklamak
- kalûnkerdişkalankerdiş tarla, bostan vb. yerlerdeki yabani otları ayıklama
- kal xemelnayenekal xemilnayene Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında geleneksel, teatral “koseyî”/“kalo” oyunu için “kose”/“ka...
- kal xemilnayene Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında geleneksel, teatral “koseyî”/“kalo” oyunu için “kose”/“ka...
- kam 1) kim 2) hangi
- Kamboçya Kamboçya
- kamca nere
- kamcîkamcîn hangi, hangisi
- kamcîn hangi, hangisi
- Kamcîn kitab yê to yo? Hangi kitap senin?
- Kamcîn yê to yo? Hangisi senin?
- kamcokamcîn hangi, hangisi
- kamcûkamcîn hangi, hangisi
- kamder hangisi
- Kamder yê to yo? Hangisi senin?
- kamecîkamcîn hangi, hangisi
- kamecokamcîn hangi, hangisi
- kamera kamera
- kameraman kameraman
- kameraya dîyine sn ikinci kamera
- kameraya muşahide sn gözlemci kamera
- kameraya observatore sn gözlemci kamera
- kameraya sabîte sn sabit kamera
- kameraya termale termal kamera
- kameraya vindeta/vindetîye sn sabit kamera
- Kamerûn Kamerun
- kam game ne zaman, ne vakit
- kam hele ne zaman, ne vakit
- kam hilikam hele ne zaman, ne vakit
- kam hulikam hele ne zaman, ne vakit
- kamî kim (bükünlü durumda)
- kamickamcîn hangi, hangisi
- kamîcîkamcîn hangi, hangisi
- kamijkamcîn hangi, hangisi
- kamîjkamcîn hangi, hangisi
- kamijîkamcîn hangi, hangisi
- kamik 1) hangisi 2) kim
- Kamik yê to yo? Hangisi senin?
- Kamî vato? Kim söylemiş?
- kamjikamcîn hangi, hangisi
- kamjîkamcîn hangi, hangisi
- kamkes kim
- Kam kitab yê to yo? Hangi kitap senin?
- kamonkamyone kamyon
- kamonekamyone kamyon
- kamos süzgeç
- Kampala Kampala
- kampanya kampanya
- Kam peşm rêseno? Kim yün eğiriyor?
- Kam vano? Kim söylüyor?
- Kam veya ci? Kim ona karıştı?
- kamyonkamyone kamyon
- kamyondar kamyoncu
- kamyone kamyon
- kamyoneke kamyonet
- kamyonete kamyonet
- kamyonkar kamyoncu
- kan eski; arkaik
- Kanada Kanada
- kanal kanal
- kanalê awe su kanalı
- kanalê awedane sulama kanalı
- kanalê awedayîşî sulama kanalı
- kanalê deşarjî deşarj kanalı
- kanalîzasyon kanalizasyon
- kanalîze kerdene yönlendirmek, kanalize etmek
- kanalîzekerdiş yönlendirme, kanalize etme, oryantasyon
- kanalo kiriştox taşıyıcı kanal
- kanalo sereke ana kanal
- kanarya kanarya
- Kanberra Canberra
- kan bîyayenekan bîyene çağı geçmek, eskimek
- kanbîyayîş eskime
- kan bîyene çağı geçmek, eskimek
- kancakamca nere
- kancîkamcîn hangi, hangisi
- kançik küf
- kançikîbîyayîş küflenme
- kançikî bîyene küflenmek
- kançikî kerdene küflendirmek
- kançikîkerdiş küflendirme
- kançikin küflü
- kançikîyayene küflenmek
- kançikîyayîş küflenme
- kançiknayene küflendirmek
- kançiknayîş küflendirme
- kançiko bîyayenekançikî bîyene küflenmek
- kançikobîyayîşkançikîbîyayîş küflenme
- kançiko kerdenekançikî kerdene küflendirmek
- kançikokerdişkançikîkerdiş küflendirme
- kancînkamcîn hangi, hangisi
- Kane inek için ad olarak kullanılan bir sözcük
- kaneykanî eskilik
- kanguru kanguru
- kanî eskilik
- Kanîreş Karlıova
- kan kerdene eskitmek
- kankerdiş eskitme
- kankilkakile 1) sert kabuğuyla birlikte ceviz 2) bütün halindeki ceviz içi
- kankilekakile 1) sert kabuğuyla birlikte ceviz 2) bütün halindeki ceviz içi
- kankilikakile 1) sert kabuğuyla birlikte ceviz 2) bütün halindeki ceviz içi
- kankolik bukle
- kankolikin bukleli
- kan-kort eski püskü
- kanperest gerici
- kanroş eskici
- kanser kanser
- kanserker kanser yapıcı
- kanserojen kanser yapıcı
- kantakotî nere
- kantîtatîf nicel
- kantîte nicelik
- kan û kun eski püskü
- kanunkanûne aralık
- kanûnkanûne aralık
- kanûne aralık
- kanûnikanûne aralık
- kanwaz gerici
- kapkabe aşık (aşık kemiği)
- kapasîte kapasite
- kapasîteya asîmîlasyonî özümleme kapasitesi
- kapasîteya kome toplam kapasite
- kapçika destî el bileği
- kapçika linge ayak bileği
- kapçike bilek
- kapçike de çewtîye ayak bileğinde eğrilik
- kapokekabe aşık (aşık kemiği)
- kaporta kaporta
- kaportasaz kaportacı
- kaptan kaptan
- kapuska kapuska
- kapuşone kapüşon
- kar 1) iş, meslek 2) fiil, eylem 3) kâr, kazanç, yarar, fayda; çıkar, menfaat
- karakerra taş
- Karakas Caracas
- karakter karakter
- karamela karamela
- karantîna karantina
- kara xo ca verdayenekarê xo ca verdayene çıkarını tepmek
- kara xo de qaytkerdenekarê xo de qayîtkerdene çı karına bakmak, menfaatine bakmak, yararına bakmak
- kara xo ra texelîyayenekarê xo ra texelîyayene çıkarını tepmek
- karay salmîkerraya salmeyî 1) (atletizmde atılan elde yer alabilecek büyüklükteki gülle) gülle 2) gülle atma sporu
- karay salmî eştenekerraya salmeyî eştene (elde yer alabilecek büyüklükte gülle atmak) gülle atmak
- karaz-I küp (büyük küp)
- Karaz-II Kocaköy
- karbankarwan kervan
- karbançîkarwançî kervancı
- karbançîyeykarwançîyîye kervancılık
- karbizkahrîpese iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- karbizekahrîpese iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- karbon karbon
- karbonmonoksît karbonmonoksit
- karcekerje kene
- kardkardî bıçak, çakı
- kardakerda yapılmış olan
- kardar-I faydalı, yararlı
- kardar-II yüklem
- kardayox çalıştıran, işveren, patron
- kardekerde yapılmış olan, edim
- kar de cabedilnayîş iş rotasyonu
- kar de cavurnayîş iş rotasyonu
- kardenekerdene yapmak, etmek, gerçekleştirmek
- kardî bıçak, çakı
- Kardî kerda meşka heywanî de Bıçağı hayvanın karnına batırmış.
- kardî kerdene bıçaklamak
- kardîkerdiş bıçaklama
- Kardî meşka heywanî ra/ro kerda Bıçağı hayvanın karnına batırmış.
- Kardî meşka heywanî ro cenaya Bıçağı hayvanın karnına batırmış.
- kardînal kardinal
- kardîroş bıçakçı
- kardişkerdiş yapma, etme, gerçekleştirme; eylem
- kardîviraştox bıçakçı
- kardîya alafranga iki tarafı kesen bıçak
- kardîya birrekine kesici tarafı testere gibi dişli olan bıçak
- kardîya birrikinekardîya birrekine kesici tarafı testere gibi dişli olan bıçak
- kardîya çerkeze bir çeşit kama
- kardîya difeke iki tarafı kesen bıçak
- kardîya elefiranxakardîya alafranga iki tarafı kesen bıçak
- kardîya fêkîyî meyve bıçağı
- kardîya kalanî 1) ekmek bıçağı 2) kama
- kardîya kalenîkardîya kalanî 1) ekmek bıçağı 2) kama
- kardîya kalnîkardîya kalanî 1) ekmek bıçağı 2) kama
- kardîya kalonîkardîya kalanî 1) ekmek bıçağı 2) kama
- kardîya meyweyî meyve bıçağı
- kardîya nanî ekmek bıçağı
- kardîya qije küçük bıçak
- kardîya verrokerdişî kama
- kardîya xoverrokerdişî kama
- kardîyek bir balık çeşidi
- kardîyolog kardiyolog
- kardîyolojî kardiyoloji
- kardoxkerdox 1) yapan, yapıcı 2) özne, fail
- kardû yabanpancarı, yabaniıspanak, pazı
- kare kare
- karê aboneyîya awe su abone işleri
- karê awe su işleri
- karebakehreba kehribar
- karê domanan çocuk işi
- karê doşirmeyî tefriş
- karê gedeyan çocuk işi
- kare-IIkuware 1) ambar 2) kovan (arı kovanı)
- kare-IVkarî bir-iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- karêko girîng/muhîm kerdene önemli bir iş yapmak
- karê mefrûşatî tefriş
- karê nuşteyan zh yazı işleri
- karê nuştişî anlatım, anlatış
- karê pêroyî kamu yararı, amme menfaati
- karê qeçekan çocuk işi
- karê qican çocuk işi
- karê teberî zh dış işleri
- karê umûmîya kamu yararı, amme menfaati
- karê vatişî anlatım, anlatış
- karê xo ca verdayene çıkarını tepmek
- karê xo de qayîtkerdene çı karına bakmak, menfaatine bakmak, yararına bakmak
- karê xo ewnîyayene çı karına bakmak, menfaatine bakmak, yararına bakmak
- karê xo ra texelîyayene çıkarını tepmek
- karê zereyî zh dâhiliye
- karga sîyaykerga sîyaye kara tavuk (uğursuzluk sembolü)
- kargekerge-I tavuk
- kargeh atölye, atelye, işlik
- kargehê camî cam atölyesi
- kargehê lewhayanê trafîkî trafik levha atölyesi
- kargehê sînema sinema atölyesi
- kargehê tamîrî tamir atölyesi
- kargikerge-I tavuk
- kargîr kârgir, kâgir
- karikuware 1) ambar 2) kovan (arı kovanı)
- karî bir-iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- karîbanekehreba kehribar
- karîdkardî bıçak, çakı
- karîdes karides
- kar-IIkarî bir-iki yaşındaki dişi keçi yavrusu
- karîkature karikatür
- karîkaturîst karikatürist
- karîkaturkêş karikatürist
- karî rê girewtiş işe alma
- karitene 1) dikmek (bitki vb. için) 2) ekmek, tohum ekmek (sebze ve meyve için)
- karitenikaritene 1) dikmek (bitki vb. için) 2) ekmek, tohum ekmek (sebze ve meyve için)
- karitiş 1) ekme (bitki vb. için), ekiş, ekim 2) dikme (bitki vb. için), dikim (bitki vb. için)
- karîyayene ekilmek
- karîyayenikarîyayene ekilmek
- karîyer kariyer
- karkas karkas (et için)
- karker işçi
- karkera madenî maden işçisi
- karkera mewsimana mevsimlik işçi
- karkera mewsimanîye mevsimlik işçi
- karkera pakî çöpçü, temizlik işçisi
- karkera pakîye çöpçü, temizlik işçisi
- karkera rojaneyî gündelikçi
- karkera seksî seks işçisi
- karkera zîretî tarım işçisi
- karkerd fonksiyon, işlev
- kar kerdene 1) çalışmak, iş yapmak 2) kazanmak 3) etkilemek
- karkerdî işlevsel