Dizin · Zazaca kelimeler
Zazaca kelime dizini — D
D harfiyle başlayan 3852 kelime · Sayfa 9/10
di
- dizdey kerdenedizdîye kerdene çalmak
- dizdeykerdişdizdîyekerdiş çalma
- dizdî hırsızlık
- dizdîka gizlice
- dizdî kerdene çalmak
- dizdîkerdiş çalma
- dizdî ya gizlice
- dizdîye hırsızlık
- dizdîye kerdene çalmak
- dizdîyekerdiş çalma
- dize kale
- dize-IIdêze-II loda, büyük yığın, istif
- dizidize kale
- dizike küçük kale
- dîzikedêzike 1) çömlek 2) güveç
- dizikidizike küçük kale
- dizme fişeklik, kargılık
- diznaya çalıntı
- diznaye çalıntı
- diznayene 1) çalmak 2) araklamak (argo), aşırmak (argo)
- diznayî çalıntı
- diznayîş çalma
- dizondidan diş
- dizonî qirçnayenedidanî qirçnayene dişlerini gıcırdatmak
do
- doçik kuyruk
- dodedûdû ibibik kuşu, hüthüt
- dododûdû ibibik kuşu, hüthüt
- Dodoma Dodoma
- doedewe köy
- dogma dogma
- dogmatîk dogmatik
- Doha Doha
- dohêmohêm öte, o taraf, karşı yaka
- dohildawul davul
- do-I ayran
- do-II fiilin gelecek zamanında kullanılan bir partikel
- do-IIIdewe köy
- doildawul davul
- doje cehennem
- doktor doktor, hekim, tabip, sağaltman
- doktora doktora
- doktora çiman göz doktoru
- doktora didanan diş doktoru, diş hekimi, dişçi
- doktora domanan/qican/tutan/gedeyan çocuk doktoru
- doktora keyeyî aile doktoru, aile hekimi
- doktorê çiman göz doktoru
- doktorê didanan diş doktoru, diş hekimi, dişçi
- doktorê domanan/qican/tutan/gedeyan çocuk doktoru
- doktorê keyeyî aile doktoru, aile hekimi
- Doktorî derzîne daya ey/aye ro Doktor ona iğne yapmış.
- dokuman belge, vesika
- dokumankerdiş belgeleme
- dokumanter belgesel
- dokumantero muşahid sn gözlemci belgesel
- dokumantero observator sn gözlemci belgesel
- dolabdolabe dolap
- dolaba awkeyî banyo dolabı
- dolaba banyoyî banyo dolabı
- dolaba çale banyo dolabı
- dolaba cemedî buzdolabı
- dolaba çerxî banyo dolabı
- dolaba cilan gardırop, elbise dolabı, giysi dolabı
- dolaba hemamekî banyo dolabı
- dolaba kincan gardırop, elbise dolabı, giysi dolabı
- dolaba qeşayî buzdolabı
- dolaba şewatî yangın dolabı
- dolaba sewlandolaba solan ayakkabı dolabı
- dolaba solan ayakkabı dolabı
- dolaba sowlandolaba solan ayakkabı dolabı
- dolabe dolap
- dolabe çarnayene dolap çevirmek, dolap döndürmek
- dolabê cemedîdolaba cemedî buzdolabı
- dolabê kincandolaba kincan gardırop, elbise dolabı, giysi dolabı
- dolabê solandolaba solan ayakkabı dolabı
- dola koyî dağ gölü
- dolar dolar
- dolavdolabe dolap
- dolavidolabe dolap
- dolaxe atkı
- dolbenddolbende başörtü, başörtüsü, kıvrak (başörtü), tülbent
- dolbende başörtü, başörtüsü, kıvrak (başörtü), tülbent
- dolbendidolbende başörtü, başörtüsü, kıvrak (başörtü), tülbent
- dolçedewlçe küçük deri kova
- doldetalde dulda
- dole 1) vadi, koyak 2) havuz 3) göl
- dolek gölcük
- doletêdewletîyî zenginlik, varlık, varlıklılık
- doletêdewletîyîye zenginlik, varlık, varlıklılık
- dolet-Idewlete devlet
- doletidewletî zengin, varlıklı
- dolet-IIdewletî zengin, varlıklı
- doletindewletî zengin, varlıklı
- doletinêdewletîyî zenginlik, varlık, varlıklılık
- doletinêdewletîyîye zenginlik, varlık, varlıklılık
- dol-Idewl deri kova
- dolidole 1) vadi, koyak 2) havuz 3) göl
- dol-IIdole 1) vadi, koyak 2) havuz 3) göl
- dolikdollike şalvarın iki bacak arasında sarkan arka bölümü
- dolikidollike şalvarın iki bacak arasında sarkan arka bölümü
- dolimdonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dolimedonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dolimidonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dolimnadonimna yine, gene, tekrar
- dollikdollike şalvarın iki bacak arasında sarkan arka bölümü
- dollike şalvarın iki bacak arasında sarkan arka bölümü
- dollikidollike şalvarın iki bacak arasında sarkan arka bölümü
- dolmdonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dolma (yemek için) dolma
- dol-maldorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dol-maldorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dolmaya zeytine zeytinyağlı dolma
- dolmedolma (yemek için) dolma
- dolmeyo zeytindolmaya zeytine zeytinyağlı dolma
- dolumdonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dolvenddolbende başörtü, başörtüsü, kıvrak (başörtü), tülbent
- dom devam
- domadima 1) arkasından, ardından, peşinden 2) sonra, bilahare; sonradan, sonraları
- doman çocuk
- domanane çocukça
- domanbîyayîş çocuklaşma
- doman bîyene çocuklaşmak
- domangeh anaokulu, ana mektebi, çocuk yuvası, kreş
- Domanî ma ra îçpêle bîyê Çocukları bizden uzaklaştı.
- Domanî raye berda ... ser Çocuk ...-e dadanmış.
- domankî çocukça
- doman ver şîyene düşük yapmak
- domardorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- domaredorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- domaridamare damar
- domaridorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- domarrîdamêrrî üvey anne, analık, annelik
- domarrîdêmarrî üvey anne, analık, annelik
- domatetomatêse domates
- domatêsetomatêse domates
- domatêzetomatêse domates
- dom bîyenedewam bîyene devam edilmek
- domçedabançe tabanca, pistol
- dom-domdam-dam 1) Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında çocukların evleri dolaşarak topladıkları yiyecek türün...
- dom-dom geyrayînedam-dam gêrayene Rumi takvime göre, 13 Ocak’a rastlayan yılbaşında evleri dolaşarak çerez, kuru yemiş vb. toplamak
- domedame-I 1) dama 2) dama oyununda, karşıdaki son sıraya ulaşıp oyunda en avantajlı duruma ulaşan taş
- domendoman çocuk
- domidame-II tuzak
- dom-IIdame-II tuzak
- Domînîk Dominik
- domirîdamêrrî üvey anne, analık, annelik
- domirîdêmarrî üvey anne, analık, annelik
- dom kerdenedewam kerdene devam etmek, sürdürmek
- domnayene devam etmek, sürdürmek
- domnayîş sürdürme, devam etme
- domondoman çocuk
- domon ver şîyayênedoman ver şîyene düşük yapmak
- domrîdamêrrî üvey anne, analık, annelik
- domrîdêmarrî üvey anne, analık, annelik
- domûdoman çocuk
- domûndoman çocuk
- don ilik
- donadonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- done veri (araştırma vb. için), done, data
- donê astîdonê esteyî ilik
- donê esteyî ilik
- doner döner
- dongadanga kışın hayvanlara yem verilen bina dışındaki yer
- dongoşidigoşe dirgen (iki dişli dirgen)
- donîdorna yine, gene, tekrar
- donimdonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- donime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- donimê 1) bir kez 2) bir dönüm
- donimêk 1) bir kez 2) bir dönüm
- donimidonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- donimna yine, gene, tekrar
- donumidonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- donumnadonimna yine, gene, tekrar
- donxuz domuz
- dooldawul davul
- doordewar 1) büyükbaş [hayvanlar], sığır 2) davar, küçükbaş 3) küçükbaş hayvan sürüsü
- dopîyes döpiyes
- doqdewqe baş dönmesi
- doqê ... şîyayenedewqa ... şîyene başı dönmek
- doqi-Idewqe baş dönmesi
- doqi-IItewqe 1) sac (dışbükey pişirme aracı) 2) çanak anten
- doqmaqtoqmaq tokmak, havaneli, soku tokmağı, dibek tokmağı
- doqşîyayîşdewqeşîyayîş başı dönme
- dor çevre
- dor adore ra nöbetleşe
- dorane incebağırsak
- doranidorane incebağırsak
- dorçî nöbetçi
- dorê bir kez
- dore bi dore nöbetleşe
- dore-I küp
- dore-II kez, kere, defa, sefer
- dore-III nöbet
- dore-IV testi
- dorêk bir kez
- dore kerdene nöbetleşmek
- dore pawitene nöbet beklemek
- dore ra nöbetleşe
- dore ra kerdene nöbetleşe yapmak
- dore reyde nöbetleşe
- dore reyra nöbetleşe
- dorêşdewrêş derviş
- dorêşekdewrêşek abdal, gezgin derviş
- dorêşîdewrêşîye dervişlik, abdallık
- dor-Idore-I küp
- dorîdore-IV testi
- dor-IIdore-II kez, kere, defa, sefer
- dori-Idore-I küp
- dor-IIIdore-III nöbet
- dori-IIdore-II kez, kere, defa, sefer
- dori-IIIdore-III nöbet
- dori-IVdore-IV testi
- dorîk bir kez
- dorimidonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dorimnadonimna yine, gene, tekrar
- dor-IVdewr-I çağ, zaman, devir, vakit
- dor-magdorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-maldorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-maldorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-maledorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-maledorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-malidorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-mardorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-mardorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-maredorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-maredorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dormedordorme çevre, dolay, etraf, muhit
- dormedordorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-meldorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dor-meledorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dorme ra ver estenedorme ra ver eştene döven sürerken kenarlara kayan sapları kürek veya yabayla harmanın ortasına doğru kaydırmak
- dorme ra ver eştene döven sürerken kenarlara kayan sapları kürek veya yabayla harmanın ortasına doğru kaydırmak
- dor-meredorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dorna yine, gene, tekrar
- dornêdorna yine, gene, tekrar
- doronidorane incebağırsak
- doroş ayrancı
- doroşîye ayrancılık
- dorpêç abluka, kuşatma, muhasara
- dorpêç domnayene abluka altında tutmak, kuşatmayı sürdürmek
- dorpêç hewa dayene ablukayı kaldırmak
- dorpêç hewa nayene ablukayı kaldırmak
- dorpêçîdebîyayîş çevrelenme, çevreleniş
- dorpêçî de bîyene abluka altında olmak, kuşatılmak, çevrelenmek
- dorpêçî de mendene abluka altında kalmak
- dorpêç kerdene abluka etmek, ablukaya almak, kuşatmak, muhasara altına almak, muhasara etmek, çevrelemek, ihata etmek
- dorpêçkerdiş abluka etme, çevreleme
- dorpêç şeqnayene ablukayı yarmak
- dorpêç ver kerdene ablukayı yarmak
- dorpêç wedardayene ablukayı kaldırmak
- dorpêç wedaritene ablukayı kaldırmak
- dorpêç wedarnayene ablukayı kaldırmak
- dorûberdorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dorûdormalederûdorme çevre, dolay, etraf
- dorûdormarederûdorme çevre, dolay, etraf
- dorumidonime 1) kez, kere, defa, sefer; dönüm 2) dönüm
- dorumnadonimna yine, gene, tekrar
- dorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dorûvergirewtiş abluka, kuşatma, muhasara
- dorûverî çevresel
- dorûvernas çevrebilimci, ekolojist
- dorûvernasî çevrebilim, ekoloji
- dorûvernasîye çevrebilim, ekoloji
- dorûvero bêcan cansız çevre
- dorûvero bêgan cansız çevre
- dorûverpawitox çevreci
- dorûverpawitoxî çevrecilik
- dorûverpawitoxîye çevrecilik
- dorûveryar çevre dostu
- dor-verdorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dorxi doğru
- dorxî doğru
- doşdoşe omuz
- dosedoşe omuz
- doşe omuz
- dosegdoşek döşek, şilte
- doşegdoşek döşek, şilte
- doşek döşek, şilte
- doşelmedoşirme döşeme
- doser adosere ra şafak vakti
- dosere tan, fecir, şafak
- dosere ra şafak vakti
- doşîdoşe omuz
- doşirme döşeme
- doşirme kerdene döşemek, tefriş etmek
- doşirmekerdiş döşeme, tefriş etme
- dos kerdenedoz kerdene bulmak
- doskerdişdozkerdiş bulma
- dosnayenedewisnayene bastırıp sıkıştırmak, sıkıştırmak
- dosnayînedewisnayene bastırıp sıkıştırmak, sıkıştırmak
- dosnayîşdewisnayîş bastırıp sıkıştırma, sıkıştırma
- dost 1) dost, can dostu, can arkadaşı, can ciğer 2) yâr, metres
- doştdost 1) dost, can dostu, can arkadaşı, can ciğer 2) yâr, metres
- dosta/ê çorşmeyî çevre dostu
- dosta/ê dorûverî çevre dostu
- dostane dostane, dostça
- dostatîdostîye dostluk
- dost bîyene can ciğer olmak
- doste metres
- dosteydostîye dostluk
- dostî dostluk
- dostîye dostluk
- dosya dosya
- dosya kerdene dosyalamak
- dosyakerdiş dosyalama
- dosyayê nimiteyî zh gizli dosyalar
- dotwet öte, o taraf, karşı yaka
- dot awet ra öteden, o taraftan, karşı taraftan
- dotaweta öteye, o tarafa, karşı yakaya
- dotênwetên ötedeki
- dotineditene sağmak
- dotişditiş sağma
- dot rawet ra öteden, o taraftan, karşı taraftan
- doûrdewar 1) büyükbaş [hayvanlar], sığır 2) davar, küçükbaş 3) küçükbaş hayvan sürüsü
- doverbover öte, o taraf, karşı yaka
- dovîz döviz
- dowdewe köy
- dowardewar 1) büyükbaş [hayvanlar], sığır 2) davar, küçükbaş 3) küçükbaş hayvan sürüsü
- dowedewe köy
- dowidewe köy
- dowildawul davul
- dowilbazdawulbaz davulcu
- dowldewl deri kova
- dowlçedewlçe küçük deri kova
- dowletidewlete devlet
- dowmdom devam
- dowm bîyenedewam bîyene devam edilmek
- dowm kerdenedewam kerdene devam etmek, sürdürmek
- dowo hestdoyo hest koyu ayran
- dowordewar 1) büyükbaş [hayvanlar], sığır 2) davar, küçükbaş 3) küçükbaş hayvan sürüsü
- dowosnayenedewisnayene bastırıp sıkıştırmak, sıkıştırmak
- dowosnayênedewisnayene bastırıp sıkıştırmak, sıkıştırmak
- dowosnayîsdewisnayîş bastırıp sıkıştırma, sıkıştırma
- dowosnayîşdewisnayîş bastırıp sıkıştırma, sıkıştırma
- dowqa ... şîyayenedewqa ... şîyene başı dönmek
- dowqidewqe baş dönmesi
- dowqişîyayîşdewqeşîyayîş başı dönme
- dowr adore ra nöbetleşe
- dowrêşdewrêş derviş
- dowrêşekdewrêşek abdal, gezgin derviş
- dowrêşeydewrêşîye dervişlik, abdallık
- dowr-Idore-III nöbet
- dowroverdorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dowsnayenedewisnayene bastırıp sıkıştırmak, sıkıştırmak
- dowsnayînedewisnayene bastırıp sıkıştırmak, sıkıştırmak
- dowsnayîşdewisnayîş bastırıp sıkıştırma, sıkıştırma
- dowuldawul davul
- dowûrdewar 1) büyükbaş [hayvanlar], sığır 2) davar, küçükbaş 3) küçükbaş hayvan sürüsü
- doxdewqe baş dönmesi
- doxan doğan
- doxa ... şîyayînedewqa ... şîyene başı dönmek
- doxe çizgi (bazı oyunlarda başlangıç veya sınır çizgisi)
- Doxe biance! Çizgi(yi) çek!
- doxinedoxîne uçkur
- doxîne uçkur
- doxizdonxuz domuz
- doxizxoz domuz
- doxşîyayîşdewqeşîyayîş başı dönme
- doxtordoktor doktor, hekim, tabip, sağaltman
- doxuzdonxuz domuz
- doxuzxoz domuz
- doyêmohêm öte, o taraf, karşı yaka
- doyijdewij köylü
- doyimohêm öte, o taraf, karşı yaka
- doyîmohêm öte, o taraf, karşı yaka
- doyine ayran çorbası
- doyînedoyine ayran çorbası
- doymohêm öte, o taraf, karşı yaka
- doyo hest koyu ayran
- doyo qalindoyo qalind koyu ayran
- doyo qalind koyu ayran
- doze 1) cehennem 2) (mecazi) büyük kötülük
- dozere buldozer
- dozeridozere buldozer
- dozger savcı, cumhuriyet savcısı
- dozgerîye savcılık
- doz kerdene bulmak
- dozkerdiş bulma
dr
du
- dû duman
- dua dua
- dualdole 1) vadi, koyak 2) havuz 3) göl
- dualçedewlçe küçük deri kova
- dualmadelame topaç
- duar-maldorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- duar-maledorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- duar-malidorûver çevre, dolay, etraf, muhit
- dubitîndîvîtîn divitin
- dublaj sn sözlendirme, dublaj
- dublajker sn sözlendirici, dublajcı
- dubleks dubleks
- Dublîn Dublin
- dublor sn dublör